Benim dışımda herkes eskiden daha iyiydi.

Et dujve

Igë vackpa wher

Arlaseup i aunevan aufousa.

Pukuchem ju, ouf sä.

wö dëpielechtemgë a krul gi.

Seup i nuw aunevtei aufousa.

Sen yeterince büyük bir evsin.

    (perdeleri yıllarca yeni kalabilmiş)

Belki de aklın vücuduna sonradan eklenmiş.

    (çünkü içeride sigara içilmiyor)

Yüzünün aydınlığı hep aynı adamla seviştiğinden

    (dışarıda yeterince sigara içilmiyor)

Ellerin, nadiren yemek yaptığın için senin ellerin; boynun, öpülmediği için gergin.

    (bahçede kedi köpek falan var)

Gözlerin, arasıra gözlerin.

    (evet.)

İiyimser olan, başını eğip mırıldandı:

-Nereye kaçsan kaybolursun.

Kötümser olan hışımla ona döndü:

-Nereye kaçsan kaybolursun?

İnsanın bişeye üzülüp, sonra üzülmeyi bırakması bile çok saçma.

Tamam, çay kimseyi sakinleştirmez, biliyorum. Bütün gün içtim zaten, ellerim titriyor artık. Hoşuma da gidiyor, seyrik gibi. Belki de soğuktandır. O çikolataya benzeyen saçma aroma kokuyorlar.

O sigaradan aldım. Bana lacivert pardösünün cebinden çıkarıp vermiştin. Ellerin soğuktan çatlamıştı, lacivert ojelerini de galiba bir önceki akşam sürmüştün. Dudakların da çatlaktı. Daha erken buluşsaymışız keşke, hemen gittin. Asıl keşke o değil hem, o akşam yollarımızın ayrıldığı sokakta tutup öpseydim keşke seni. Öpseydim, şimdi bu kadar üzgün olmazdım.

O sigaradan aldım çünkü tüm diğerleri başka birilerinindi. Bir kız var, onun sigarası yok mesela, olması lazımdı. Bana seni hatırlatıyor. Tadı da zaten bir şeyin içinde ukte kalması gibi. eve gelirken içtim. Arada filtresini de yaladım. Tadı filtresinde, ve sanki onun göğüs uçlarını yalar gibi. Filtre çok az daha hissiz. Galiba yapmadım desem de yaptım. Yattım onunla. Şimdi hiç inanasım gelmiyor. Kasıklarımız dakikalarca çarpıştı ama hala inanasım gelmiyor. 

Belki aslında o köşede seni öpmüşümdür de. Ne, öpmedim mi? Dur giyinip çıkıyorum hemen. Çayım da soğudu zaten. Sizin sokağın köşesinde bekliyorum seni. Eninde sonunda geçeceksin buradan.

Mourning Air’in boktan bir çevirisi.

bir anımız oldu mu loş dünyamızda?

inanmaya çabalıyorum ama;

korkuyorum.

ya düşersem?

kanarsam?

sormaya gücüm var mı?

bir başıma pencerenin önünde,

biz tamamen dürüst olana kadar,

korkuyorum.

ya aldanırsam?

kanarsam?

peki ya kulağıma fısıldadığın o anı hissedersek?

dürüstlüğünden başka hiçbir şeyi bu kadar arzulamadım.

dokunuşunu duyuyorum.

yas havasından çıkıyorum.

senin yıldızın toprağın altında kalmış.

yirmi yaşında basamakları alfabe gibi sayıyorsun.

—Ece Ayhan

o kadar çok yıkanıyorum ki artık kendim kokmuyorum. tırnaklarımı neredeyse iki günde bir kesiyorum. damağımı dahi fırçalıyorum. odayı sürekli süpürüyorum. tişörtlerimi yıkamadan ikinci kez giysem bile, üçüncüye giyemiyorum. ellerimi sürekli yıkadığımdan, çatlıyor. krem sürüyorum, yağlanıyor, rahatsız olup siliyorum. çamura basmamak için yolumu değiştiriyorum. sonra hep temizleniyorum. ama kaçamıyorum. kirleniyorum. iğreniyorum ama en az kendimden iğreniyorum.

NIGHTNIGHT by DEDDY